İşte Sigaranın Bilinmeyen Yüzü!
Sizce Yaşam Bu Kadar Değersiz mi?
| izce yaşam bu kadar değersiz mi ? | ||
Sigaranın
neden olduğu en önemli hastalık grubu kanserlerdir. Sigara, akciğer
kanseri başta olmak üzere soluk borusu, gırtlak, ağız, dil, dudak,
yemek borusu, mide, pankreas, mesane, böbrek ve kadınlarda rahim ağzı
kanserlerine neden olmaktadır. Tüm kanser ölümlerinin % 30 unun,
akciğer kanserinden ölümlerin ise % 90 ının nedeni sigaradır. Günde 1
paket sigara içen birinde akciğer kanserine yakalanma riski hiç içmeyen
birine oranla 20 kat fazladır. Sigaranın içindeki zararlı maddeleri biliyormusunuz? Elektronik Sigara ile sigarayı nasıl bırakabilirim? Elektronik Sigara ile sigarayı bırakmam şart mı? Elektronik Sigarayı nerelerden temin edebilirim ?
|
İşitme ve denge organını yapan gen bulundu!
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Dr. Mustafa Tekin başkanlığındaki ekip, insanda işitme ve denge organını yapan geni keşfetti.
AÜ Tıp
Fakültesi Çocuk Genetik Bilim Dalı doktorlarından Mustafa Tekin,
başkanlığını yürüttüğü ekibin, 6 yıldır Türkiye’de işitme kayıplarının
genetik nedenlerini araştırdıklarını bildirdi. Çalışmanın AÜ, TÜBA ve
TÜBİTAK tarafından desteklendiğini kaydeden Tekin, çalışmalarında
Türkiye’nin değişik bölgelerinden yüzlerce işitme engelli birey ve
ailesinde genetik faktörleri araştırdıklarını söyledi.
Tekin, çalışmalarının, Türkiye’deki işitme engellilerin yaklaşık yüzde
70’inde genetik faktörlerin sorumlu olduğunu gösterdiğini belirterek,
şöyle devam etti: "Belirlenen genetik faktörler bölgesel farklılıklar
göstermekteydi. Akraba evliliği ve işitme engellilerin eş tercihleri
genetik faktörlerin dağılımını etkilemekteydi. Normal işitme ve denge
yüzlerce genin sağlıklı çalışması ve birbiriyle normal etkileşimiyle
sağlanmaktadır. Bu genlerden herhangi birindeki değişiklikler işitme
kaybına yol açabilir."
Embriyoda ortaya çıkıyor
Tekin, yapılan çalışmalar sonucunda işitme engelli hastaların küçük bir
kısmında, bu gende anne ve babadan geçen değişiklikler olduğunun
saptandığını ifade ederek, şöyle dedi: "DNA değişiklikleri saptanan
işitme engellilerde iç kulakta normalde bulunması gereken işitme ve
denge organları hiç gelişmemişti. Çalışmanın sonuçları bu genin
kodladığı proteinin insan embryosunda iç kulağın gelişimi için yeri
doldurulamaz olduğunu göstermektedir. Bugüne kadar çalışılan diğer
canlılarda ise bu gende değişiklikler olduğunda iç kulak
oluşabilmektedir." Araştırmanın sonuçlarının bu yıl içinde önemli bir
insan genetiği dergisinde yayınlandığını bildiren Tekin, şunları
kaydetti: "Çalışma, başından sonuna kadar Türkiye’de yapılan ve bir
insan hastalığına yol açan yeni bir genin tanımlandığı az sayıdaki
araştırmadan birisidir. Araştırmanın sonuçlarının yayınlandıktan sonra
bulunan genetik değişikliklerin insanlarda oluşturduğu bulgular da yeni
bir sendrom olarak kabul edildi ve tüm sendromların kataloglandığı
’Mendelian Inheritance in Man’ adlı katalogda yeni bir numara ile
özetlendi. Bu çalışmanın sonuçları insanlarda iç kulağın gelişiminin
aydınlatılması yolunda önemli ilerleme sağlamıştır."
AIDS ABD'ye Haiti'den mi girdi?
ABD'de yapılan bir araştırma, AIDS hastalığına yol açan HIV virüsünün ABD'ye Haiti üzerinden girdiğini ortaya koyuyor.
Arizona Üniversitesi Biyoloji Profesörü Michael Worobey'in
Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'nin (PNAS) 29 Ekim'de yayımlanan
yıllık dergisinde çıkan makalesine göre, Afrika kıtasından yayılmaya
başlayan virüs, Haiti üzerinden ABD'ye girdi.
Makalede,
"Virüs, Orta Afrika'dan dünyaya yayılmaya başladığında Haiti bir
tramplen vazifesi gördü" yazan Profesör, virüsün Amerika kıyılarına
büyük olasılıkla 1969 yılında geldiğini, bunun da enfeksiyonun patlama
göstermesinden 10 yıl kadar öncesine denk geldiğini belirtti.
Virüsün,
Haitili bekar bir göçmen tarafından ABD'ye getirildiği düşünülürken,
daha sonraları virüsün Kanada, Avrupa, Avustralya ve Japonya'ya
sıçradığı düşünülüyor.
Bu çalışma, birçok bilimadamının
şüphesini doğrular nitelikte ve virüsün Kanadalı eşcinsel bir steward
Gaetan Dugas tarafından yayıldığı tezini yeniden tartışmaya açıyor.
Amerika
kıtasının en yoksul ülkesi olan Haiti'den ABD'ye göçün tarihi ise çok
gerilere dayanıyor ve dolayısıyla da Haiti göçmen ya da göçmenlerin
AIDS salgınının ABD'de yayılmasından rol oynamış olabileceği daha çok
inanılır bulunuyor, çünkü Amerikalı sağlık yetkililerinin,ancak 1980'li
yılların başında bir salgınla karşı karşıya olduklarının farkına
vardığı belirtiliyor.
İlk AIDS vakalarının Los Angeles'taki eşcinsel gruplar arasında 1981'de rapor edildiği hatırlatılıyor.
Yeni
çalışma, bir şempanzeden insana geçtikten sonra 1930'larda insanda
görülen virüsün Orta Afrika ile ABD arasında yayılması konusunda eksik
halkayı tamamlar nitelikle görülüyor.
Kansere karşı yeni umut 'savaşçı antikor'
İngiliz bilim adamları, labarotuvarda ürettikleri 'monoklonal antikor'larla sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli hücreleri yok ediyor.
İngiliz bilim
adamlarının kanser tedavisinde, kemoterapi ve radyoterapinin aksine
sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli hücreleri yok edecek yeni
bir yöntemi fareler üzerinde başarıyla uyguladıkları belirtildi.
Newcastle Üniversitesi'nde görevli uzmanların geliştirdiği yöntemde,
öncelikle laboratuvar ortamında vücudun doğal savunma sisteminin bir
parçası olan 'monoklonal antikor'lar üretiliyor.
Antikorlar,
ultraviyole ışınına maruz kalmadıkça aktif hale gelmemeleri için
'organik bir yağ'la kaplanıyor. Bu şekilde sağlıklı hücrelere zarar
vermesi engellenerek ve ultraviyole ışın sayesinde doğrudan tümörleri
hedef alması sağlanıyor. Uzmanlar, farelerde yumurtalık kanserini
tedavi eden umut verici bu yöntem ilk olarak gelecek yıl deri kanseri
hastalar üzerinde denemeyi planlıyor.
Türk doktorun büyük başarısı
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. DR. Sertaç Yetişer Farelerdeki Yüz Felciyle Oluşan Hasar konulu çalışmasıyla "Politzer Bilim Ödülü" aldı.
Acıbadem Bursa Hastanesi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, iki yılda bir düzenlenen Politzer Derneği toplantısının 26’ncısı 13-16 Ekim tarihlerinde ABD’nin Ohio eyaletine bağlı Cleveland kentinde yapıldı. Toplantıda Prof. Dr. Sertaç Yetişer’in sunduğu "Farelerde Bir Travmatik Yüz Felci Modeli Oluşturarak Ortaya Çıkan Nörotropik Faktör Analizi Değişimi" başlıklı çalışma, 109 tebliğ arasından "2. En İyi Bilimsel Çalışma Ödülü"ne layık görüldü. Prof. Dr. Sertaç Yetişer de yazılı açıklamasında, fareler üzerinde yapılan deneysel çalışmanın travma sonrası oluşan yüz felciyle ilgili önemli bir çalışma olduğunu belirtti. Bu çalışmayla, travma sonrası yüz felcinin ortaya çıkması durumunda hasarın derecesinin kan incelemesiyle anlaşılabileceğinin ileri sürülebileceğine işaret eden Yetişer, "Bu model üzerinden hareketle nörotropik faktör analizi yapılarak travmanın yüz sinirinde yarattığı hasarın derecesini tahmin edebilmek mümkün olabilecektir" dedi.
PEKMEZİNİNSAN SAĞLIĞINA FAYDALARI
Pekmez, yüksek şeker içeriği nedeniyle iyi bir
karbonhidrat ve enerji kaynağıdır. Ayrıca, mineralleri yoğun olarak
içermektedir. Pekmez özellikle günlük kalsiyum, demir, potasyum ve
magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılamaktadır. Mineral
miktarının fazla ve emilim oranlarının yüksek olması nedeniyle
hamile ve emziklilerin, tüberkilozlu hastaların, iyileşme
dönemindeki kişilerin diyetinde yer alması
önerilmektedir.
Pekmezin çok iyi kaynak olduğu besin öğelerinden
biri de kromdur. Dokuların krom içeriği hamilelikte, malnütrisyonda
ve yaşla büyük ölçüde azalmaktadır. Krom, glikoz toleransa
faktörünün yapısında bulunur. Ve insülün kullanımı ile glikoz
metabolizmasını etkiler. Rafinasyon işlemi sonucunda gıdalardaki
krom miktarının büyük ölçüde azaldığı göz önüne alınırsa pekmezdeki
kromun önemi daha da belirginleşmektedir.
ÜZÜM
PEKMEZİ
-
Vücuttaki kanı arttırır
-
Enerji verir
-
İştah açar
-
Hamilelikta ve bebek gelişiminde çok faydalıdır
-
Mideyi, bağırsakları, böbrekleri kuvvetlendirir
-
Damar sertliğine iyi gelir
-
Kan dolaşımını rahatlatır
DUT PEKMEZİ
-
Kan eksikliği bulunan hastalarda çok büyük faydalar sağlar.
-
Mide hastalıklarında özellikle, ülser hastalığına iyi gelir.
-
Astım ve bronşit hastalıklarında faydalıdır.
-
Soğuğa karşı vücut direncini arttırıcı özelliğe sahiptir.
-
Sporcular için bir enerji deposudur.
-
Bebeklerin büyümesinde ve gelişmesine yardımcı olur.
-
Çocukların zeka gelişimine yardımcı olur.
-
Gargara halinde ağız ve boğaz hastalıklarında etkilidir.
-
Çocuklarda sıklıkla rastlanan pamukçukta da yaygın olarak kullanılır
KEÇİ BOYNUZU (HARNUP) PEKMEZİ
-
Kolestrolü düşürür ve tansiyonu dengeler
-
Kalbi takviye eder
-
Cinsel gücü ve sperm sayısını artırıcı özelliği kesinlik kazanmıştır.
-
Vücudu güçlendirip dinamize eder
-
Kansızlığa birebirdir
-
Dişleri besler Kemikleri güçlendirir
-
Bağırsakları çalıştırır
-
Çocuklar ve hamile bayanlar için faydalıdır
-
Potasyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, bakır, çinko içerir
-
akciğer rahatsızlıklarında da kullanılır.
ANDIZ PEKMEZİ
Andız pekmezi ise bronşit, öksürük, sarılık, kaşıntı, egzama, mide bulantısı, akciğer, karaciğere faydalı bir pekmezdir.Bütün pekmez cinslerinde olduğu gibi kan yapıcıdır ve enerji verir.


Kategori: 
9/12/2007